TALİHİM HUUUUUUU
Hıdırellez'in geçmişine bir bakalım, anlatıya göre Hızır ve İlyas

Gonca Vural
adminbereket@berekethaber.com -Ab-ı Hayat olarak bilinen ‘ölümsüzlük suyunu’ bulmak üzere birlikte yola çıkarlar. Birgün dinlenmek için bir su kenarında dururlar ve yanlarındaki kurutulmuş balığı yemek üzere suya batırırlar. Balık suyla temas eder etmez canlanır, içtikleri suyun ölümsüzlük suyu olduğunu anlarlar. Ölümsüzlüğe ulaştıktan sonra ayrılırlar. Allah tarafından Hızır karadaki, İlyas ise denizdeki muhtaçlara yardım etmekle görevlendirilir. İnanışa göre bu iki ölümsüz figür yılda sadece bir kez, doğanın canlandığı ve baharın geldiği 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece bir araya gelirler. Genellikle yeşil bir alan veya bir su kenarında (genel inanışta bir gül ağacının dibinde) buluştuklarına inanılır.
Kültür ve Turizm bakanlığı gibi kaynaklarda da belirtildiği üzere Türk dünyasında doğanın uyanışını kutlayan en köklü mevsimlik bayramlardan biridir, ayrıca Hıdırellez geleneği, zengin ve kültürel değeri nedeniyle UNESCO insanlığın somut olmayan Kültürel Mirası Temsili listesinde yer almakta.
Yine inanışa göre, karada darda kalanlara yardım eden Hızır ile denizlerin hâkimi olduğuna inanılan İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gündür. Bu iki ismin (Hızır- İlyas) halk ağzında birleşmesiyle Hıdırellez olmuştur.
Gelelim ritüellere, yörelere göre değişir, mutfak hazırlıklarından tutunda, yoğurt mayalama, ambar kapılarını açma ne kadar baklagil varsa ağızlarını açma, evi ocağı kırklama, baht açma, kırlardan toplanan çiçeklerin suyuyla yıkanmaya kadar gidiyor. Genellikle su kenarları ve yeşil alanlara gidilip baharı neşeyle karşılanır. Fakat ritüellerin en yaygın olanları ateşten atlamak ve gül ağacına dilekler asmak.
5 Mayıs akşamı dilekler kâğıda yazılır, hatta resimleri çizilir, gül ağacının dibine konulur, tüm yıl cüzdanınıza bereket getirecek paralar gül dalına bağlanır, sabah erkenden bu dilekler toplanır akarsuya bırakılır ya da çeşmede yıkanır, asılan paralar cüzdana bir dahaki Hıdırellez'e kadar konur saklanır.
Yakılan ateşin üzerinden atlamanın da nazardan, hastalıklardan koruyacağına ve arınma sağlayacağına inanılır.
Gelelim Bafra'da Hıdırellez kutlamalarına.
Taaa eskiden hatta Nalinci Hamit dayının yaşadığı zamanlarda bu arada anmış olduk mekânı cennet olsun, Hıdırellez'de genelde dilekte bulunanlar Kızılırmağın kenarına gidip oraya çizerlermiş isteklerini, kendilerine eş dilemeye giden kızlarda Kızılırmağa doğru seslenirlermiş: Talihim huuuuu diye
Yine bir Hıdırellez'de Şakacı Nalinci Hamit Dayı erkenden gidip köprünün bacağına saklanmış, kızlar gelmeye başlamış, dileklerini çizmişler biri seslenmiş: Talihim huuuu
Hamit dayı cevap vermiş: Talihin burdaaaa
Diye ne olduğunu anlamayan o an korkup sonradan gülmekten kırılan kızın bir ömür boyu muzip bir anısı olarak kalmış, işte eskiden komşuluklar ve şakalaşmalar hatır gönül böyleymiş.
Bafra'ya özgü olan yağlı yanıçlar yapılır, yumurtalar renkli olsun diye soğan kabuğuyla birlikte pişirilir, birbirine tokuşturulur kimin yumurtası önce kırılırsa o iddiayı kaybeder, yeşil soğanla birlikte yumurtalar salata yapılır.
Kestaneler dizinle suda pişirilir (şimdilerde kestane hem yok hem ateş pahası) boyunlara takılarak gezilir yenir, keşkek yapılır, piknik yapılır eğlenceler düzenlenir gün sona erer, küt küt helvamızı da unutmayalım. Herkesin Hıdırellez'i kutlu olsun bereketle sağlıkla neşeyle geçsin, baharımız bereketle gelsin inşallah.
Sevgi ve sağlıkla kalın
