PEKİ, CAMİ BAHÇESİNDE NEDEN MEZAR VAR?

Bazen önünden yüzlerce kez geçtiğimiz bir tarihî yapıya bakarız ama ayrıntılarının bize ne anlattığını hiç düşünmeyiz. Bafra Büyük Cami, namıdiğer Cami-i Kebir de bunlardan biri…

YAŞAM Yayın: 18 Eylül 2026 - Cuma - Güncelleme: 18.09.2026 20:15:00
Editör - Vural Yeşilyurt
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Bafra’nın en eski tarihî yapılarından olan Büyük Cami, Evliya Çelebi’nin meşhur Seyahatname’sinde sözünü ettiği camiler arasında yer alıyor. Caminin avlusuna girdiğinizde ise yalnızca asırlık bir ibadethaneyle değil, geçmişten bugüne uzanan sessiz bir tarih ile karşılaşıyorsunuz.

Çünkü caminin bahçesinde Osmanlı döneminden kalma, kitabeli mezar taşlarının bulunduğu bir hazire yer alıyor.

PEKİ, CAMİ BAHÇESİNDE NEDEN MEZAR VAR?

Eskiler, ölümü hayatın dışına itmemişler.

Camilerin, mescitlerin ve bazı dergâhların çevresinde oluşturulan hazireler; insanlara bu dünyanın geçici olduğunu hatırlatan sessiz nasihatler gibiydi.

İnsan camiye ibadet etmek için girerken mezar taşlarını görür, bir gün kendisinin de aynı yolculuğa çıkacağını hatırlardı.

Belki de bunun en güzel özeti şu sözlerde gizli:

“Her nefis ölümü tadacaktır.”

Dünya telaşına dalan insana bir mezar taşı bazen uzun bir nasihatten daha çok şey anlatır.

Bafra Büyük Cami’nin bahçesindeki mezarlar da bana her geçişimde bunu düşündürüyor.

Bir tarafta ibadet edilen cami…

Bir tarafta bu dünyadan göçmüş insanlar…

Bir tarafta yaşayanlar…

Aslında hayatla ölüm aynı avluda yan yana duruyor.

KAPIDAKİ TERAZİ NEYİ HATIRLATIYOR?

Cami bahçesinin girişindeki terazi motifi de ayrıca dikkat çekici.

O teraziyi görünce insanın aklına ister istemez Karacaoğlan’a atfedilen o meşhur söz geliyor:

“Ölüm ile ayrılığı tartmışlar, elli dirhem fazla gelmiş ayrılık.”

Ne kadar manidar…

Bir kefede dünya, bir kefede ahiret…

Bir kefede kavuşmak, diğerinde ayrılık…

Ama sonunda herkes için terazi aynı hakikati gösteriyor:

Bu dünyada baki kalan hiç kimse yok.

BU MEZARLAR KİMLERE AİT?

Büyük Cami’nin bitişiğindeki hazirede Osmanlı döneminden kalma kitabeli mezarlar bulunuyor. Kaynaklarda burada geçmiş dönemlerde yaşamış bazı tanınmış âlimlerin yanı sıra Trabzon ve Erzurum valiliği yaptığı belirtilen Vezir Hüseyin Paşa’nın mezarının da bulunduğu aktarılıyor.

Bu nedenle o mezarlar yalnızca birkaç eski mezar taşı değildir.

Onlar Bafra’nın hafızasıdır.

Her kitabe bir insanı, her mezar taşı bir dönemi, her isim Bafra’nın geçmişinden bir parçayı bugüne taşımaktadır.

BÜYÜK CAMİ’NİN ASIRLIK HİKÂYESİ

Kaynaklara göre burada ilk olarak İsfendiyaroğulları döneminde Bafra Beyi Emir Mirza tarafından halkın ibadet edebilmesi amacıyla ahşap bir cami yaptırılmıştır.

Bugünkü Büyük Cami’nin ise 17. yüzyılın ikinci yarısında Ayşe Hatun tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Tarihî kaynaklarda yapım yılına ilişkin 1670 ile 1675-1676 arasında farklı kayıtlar bulunmaktadır.

Bahçe içerisinde bulunan cami; taş ve tuğla örgülü duvarları, kitabeleri, geometrik süslemeleri ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan yapısıyla bugün hâlâ Bafra’nın en kıymetli tarihî miraslarından biridir.

Büyük Cami, 9 Eylül 1978 tarihinde tarihî eser olarak tescil edilmiştir.

MEZAR TAŞLARINA BİR DE BU GÖZLE BAKIN

Belki yarın yolunuz Büyük Cami’ye düşer.

Kapıdan girerken biraz yavaşlayın.

Bahçedeki eski mezar taşlarına şöyle bir bakın.

Üzerlerindeki yazıları okuyamasanız bile ne anlattıklarını düşünün.

O taşların altında bir zamanlar Bafra sokaklarında yürüyen, bizim gibi sevinen, üzülen, çalışan, ailesini geçindiren insanlar yatıyor.

Onlar da bir zamanlar bu caminin önünden geçti.

Belki aynı kapıdan içeri girdi.

Belki aynı gökyüzüne baktı.

Şimdi ise bize tek bir şeyi hatırlatıyorlar:

Makam da geçiyor, servet de geçiyor, şöhret de geçiyor…

Geriye insanın bıraktığı eser, güzel isim ve hayırla anılmak kalıyor.

İşte bu yüzden cami bahçelerindeki mezarlar bana göre yalnızca geçmişin izleri değildir.

Yaşayanlara bırakılmış sessiz birer nasihattir.

Bir gün Büyük Cami’nin avlusundan geçerken o taşlara yalnızca “eski mezarlar” diye bakmayın.

Belki yüzlerce yıldır söyledikleri sözü siz de duyarsınız:

“Ey insanoğlu, dünyaya fazla bağlanma. Çünkü burası konak; asıl yolculuk daha bitmedi.”

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.