BİTEN BİR REÇELİN ARDINDA KALAN
Hayatta bazı şeyler vardır; bitince eksilttiği şey mide değil, yürektir. Benim için bu, bir kavanoz portakal reçeliydi. Kilometrelerce uzakta olan, çok değer verdiğim bir insanın iki yıl önce kendi elleriyle hazırlayıp kargoyla gönderdiği

VURAL YEŞİLYURT
trtbafra@gmail.com - 05363267627o portakal reçeli…
Her kaşığı acele etmeden yedim.
Bitmesin diye değil sadece;
bitince bir şeyler eksileceğini bildiğim için.
Çünkü o reçel her sabah kahvaltı masamdayken
sanki o çok değer verdiğim,
saygı duyduğum, kalbimde ayrı bir yeri olan insanla
aynı sofradaymışız gibi hissediyordum.
Mesafe kısalıyor, zaman duruyor,
birlik duygusu sessizce yerini alıyordu.
Üzüntüm bir şeyin tükenmesine değildi.
Üzüntüm, değeri olan bir şeyin bitmesineydi.
Çünkü onda sarı çiçeğin kokusu vardı;
emek vardı, sevgi vardı.
En önemlisi de niyet vardı.
Bu yüzden yanlış anlaşılmasın…
Bu hüzün yenisini istemekten doğmadı.
Yerine konacak bir şey aramaktan hiç doğmadı.
Bazı tatlar tekrar yapılabilir ama
bazı duygular bir daha aynı olmaz.
Bazı reçeller yeniden kaynatılır
ama bazı emekler bir daha aynı kalpten çıkmaz.
Bu yazı;
emeğiyle, sevgisiyle, inceliğiyle
bir kavanoza koskoca bir kalbi sığdıran
ve farkında olmadan her sabah
benimle aynı sofraya oturan
çok kıymetli bir insana ithafımdır.
Çünkü aşk bazen büyük cümleler değil,
bir kavanoz portakal reçelidir.
Ve o bittiğinde
geriye sadece tatlı bir hüzün kalır.