07 Temmuz 2026 - Salı

Dünyada Eşi Az Bulunan Fenerimiz ve Fener Köyü (Koruluk)

Bafra Fener köyü (mahallesi) bugünkü anlamda bir fener köyü değil, Kızılırma’ğın Karadeniz’e döküldüğü stratejik bir kıyı koruluğu, bataklık ve delta arazisiymiş.

Yazar - Gonca Vural
Okuma Süresi: 5 dk.
Gonca Vural

Gonca Vural

adminbereket@berekethaber.com -
Google News

Selçuklu döneminde bu bölgenin adı henüz fener değilmiş; çünkü köyün simgesi olan deniz feneri çok daha sonra, 1880 yılında inşa edilmiş. Eski kaynaklarda burası daha çok Koruluk diye anılmaktaymış. 

Kızılırma’ğın döküldüğü bu Delta sahası antik çağlardan (Fenikeliler ve Bizans) beri gemicilerin sığındığı, nehir ağzından içeriye ticaret gemilerinin girebildiği doğal bir liman işlevini görüyormuş. Selçuklular döneminde de bu kıyı şeridi balıkçılık, odunculuk ve küçük çaplı deniz ticareti için kullanılıyormuş. Selçuklu ve sonraki erken dönem Osmanlı dönemlerinde Karadeniz’in bu tehlikeli ve sürekli yer değiştiren Delta kıyılarında modern bir deniz feneri yokmuş. Gemiler gece seyrinde buradaki sığlıklara (Halis burnu) çarpmamak için kıyıdaki doğal burunları veya ilkel ateş kulelerini rehber alıyorlarmış. Selçuklu idaresi altındaki bu sahil köylerinde yerleşik Rum nüfus ile yeni gelen Türkmen nüfusu bir arada yaşamaktaymış. Köyün nüfusu yoğun yerleşimden ziyade, avcılık hayvancılık ve deltadaki sazlık/ orman ürünlerinden faydalanan küçük topluluklardan oluşuyormuş. Bölge tütün ticareti için Bafra kıyılarına kadar yanaşan gemilerin uğrak noktasıymış. 

Bölgede ticaret gemilerinin sığınaklara çarpmasını engellemek amacıyla, kalıcı çelik fenerden önce Osmanlılar tarafından sahil şeridine ahşap bir fener kurulmuş, anacak Karadeniz’in hırçın dalgaları ve kıyı erezyonu bu ahşap yapıyı kısa sürede yıkmış.  

1880 yılında Osmanlı imparatorluğunun fener imtiyazını verdiği Fransız mütahitler (Mişel paşanın başında bulunduğu fenerler idaresi) tarafından inşa edilmiş. Fransız mütahitler, Kızılırma’ğın Karadeniz’e döküldüğü delta üzerindeki Halis burnu mevkisine ilk kalıcı feneri inşa etmişler. 

Fener bataklık ve delta arazisine yapıldığı için tabanına sağlam demir boru kazıklar çakılmış, çelik konstrüksiyon ve çelik çatma profillerle inşa edilen bu silindirik kulenin dünyada çok az örneği bulunmaktaymış. İlk dönemlerde gazyağı ile çalıştırılıyormuş. 

Karadeniz’in güçlü kıyı erezyonu nedeniyle deniz karayı aşındırmış ve 1880 de yapılan ilk fener dalgaların arasında, denizin yaklaşık 700- 750 metre içersin de kalmış, bunun üzerine fener sökülüp 1919 yılında bugün bulunduğu daha içteki güvenli noktaya yeniden kurulup 1923 te tekrar faaliyete geçmiş.  Fener imzalanan anlaşmalar gereği 1937 yılına kadar Fransızlar tarafından işletilmeye devem etmiş.1937 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından satın alınarak millileştirilmiş. 

Milli Mücadele döneminde Bafra deniz feneri Karadenize hakim konumuyla hem Kuvai-yi Milliye hem de işgalci güçlerin radarına girerek Rusya’dan ve İstanbul’dan Anadolu’ya gizlice silah ve mühimmat taşıyan Türk gemileri ile tekne reisleri, kıyıdaki hareketliliği gözetlemek için fenerin konumundan yararlanıyorlarmış. Fakat Karadeniz’in kıyı şeridini denetlemek isteyen silahlı Pontus çeteleri, bu ücra sazlık köşesini zaman zaman lojistik destek ve gizlenme alanı olarak kullanmışlar. 

Türk Hükümeti Bafra Deltası genelinde çok sert temizlik harekatı sürdürerek Fener köyü etrafındaki bataklık-sazlık alandaki gizlenen çeteleri etkisiz hale getirmiş. O dönemde denizin karayı yutması sonucu su içinde kalan eski fener, Milli mücadelenin başladığı 1919 yılında sökülerek bugünkü yerine taşınmaya başlamış. Fenerin o dönemdeki Türk görevlileri olan Alaçamlı Mehmet Efendi(Conbuluk) ve Bafralı Hasan Efendi, yapılan katliam ve tehditler nedeniyle 1921 yılında köyü ve feneri terk etmek zorunda kalmışlar, ve fener bu süreç içerisinde bir süre işlevsiz kalmış. Savaşın yolukları ve bölgedeki çatışmalar nedeniyle inşaat çok zor şartlarda yürütülmüş. 1923 Cumhuriyetin ilanından sonra Fenerin montajı tamamen bitmiş ve yeniden ışık saçmaya başlamış. Savaşın bitmesiyle de Trabzonlu Recep Özkan ve ailesi köyde asırlık bekçilik geleneğini başlatmış. Trabzon’un Sürmene ilçesinden Bafra’ya gelen Recep Özkan , Fenerin deniz erezyonu nedeniyle sökülüp kıyıya daha yakın bir noktaya taşınması inşaatında işçi olarak çalışmış, Fener tamamlandıktan sonra da buraya bekçi olarak atanmış, ve resmi ilk Türk bekçisi olmuş. O tarihten günümüze Özkan Ailesi babadan oğula Fenerin bakım ve Bekçilik görevini sürdürmüş. 

1923 de imzalanan Lozan Nüfus Mübadele Anlaşmasıyla  Bafra Fener köyü de çevresi köyler gibi kültür ve sosyal yapısı tamamen değişmiş. Bu tarihi dönüm noktasıyla asırlardır bölgede yaşayan yerel Ortodoks Rum nüfus Yunanistan’a gönderilmiş; yerlerine Selanik ,Drama, Kavala, ve Kozana gibi bölgelerden gelen Türk Muhacirler yerleştirilmiş. O dönemdeki adıyla Koruluk yani Fener köyü ve çevre köylerde yaşayan Rumlar yanlarına sadece taşıyabilecekleri eşyaları alarak Samsun Limanı üzerinden Yunanistan’a gönderilmiş, geride tarım arazilerini, tütün depolarını, balıkçılık alanlarını ve evlerini bırakmışlar, yerlerine de tütüncülük ve çiftçilikle uğraşan Türk muhacirler yerleştirilmiş. 

Fransız mimarisiyle dünyada nadir örneklerden bir olan bu Çelik çatma yapının sadece bir seyir yardımcısı olmaktan çıkarılıp Karadeniz’in bir kültür rotası haline gelmesi için yapılan çalışmalar günümüzde devam ediyor. Fiziksel ve dokusal koruma çalışmaları , Kızılırmak Deltası ve Eko Turizm Entegrasyonu, Kültür Turizmi ve Dijital tanıtım çalışmaları, ve Bafra Deniz Fenerinin bir deniz Müzesine dönüştürülmesi çalışmaları yapılıyor , bu Bafra için büyük bir turizm atağı olur, inşallah yakın zamanda gerçekleşir. 

 SEVGİ VE SAYGIYLA KALIN 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.