GÖLTEPE (BEDEŞ) KÖYÜ BAFRA ZEMBİLİNİN DOĞUŞ NOKTASIDIR
Köyleri yazarken kronolojik sıra takip etmiyorum, köylerin öne çıkan değerleri, kültürel özellikleri bakımından ele almayı seçtim bu şekildede devam edeceğim, daha çok bilinen tarihinden çok bilinmeyen yönlerini araştırıp daha keyifle yazıp, sizinde keyif

Gonca Vural
adminbereket@berekethaber.com -Göltepenin eski adı olan Bedeş, ismi Farsça bir kelimedir. Anlamı havası, toprağı, pek iyi olmayan çorak yer demekmiş. Eskiden Kızılırmak deltası düşünüldüğünde bataklık, göllerle kaplı ovalık yapısına uygun Bedeş ismi verilmiş. Resmi kayıtlara göre de 1955 yılına kadar Gökçeağaç köyünün bir mahallesidir, bu tarihten sonrada bağımsız bir köy sonrada mahalle olmuştur, ben köy diye devam ediyorum.
Selçuklu Döneminde Bafra Ovaları ve özellikle Göltepe (Bedeş) Gökçeağaç bölgesi konumu gereği tarih boyunca hem bölgeyi Türkleştirmek için planlı yerleştirmelere hem de savaşlar nedeniyle yaşanan büyük zorunlu göç dalgalarına sahne olmuştur.
Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykavus Bafrayı fethettiğinde, sahil şeridinin güvenliğini sağlamak ve bölgeyi kalıcı olarak elde tutmak için Orta Anadolu ve Horasan kökenli Oğuz Türkmen Boylarını buraya yerleştirmiştir. Özellikle de (Bedeş) Göltepe ve çevre köylerin bulunduğu güney hattına yerleşen bu gruplar Yörük taifesi olarak adlandırılıyordu. Hayvancılıkla uğraşan bu topluluklar zamanla yerleşik tarım hayatına geçmiştir.
Gelelim Osmanlı Dönemine, bu dönemde ise Osmanlı Devleti Bafrayı tamamen kontrol altına aldığında bölgede uzun süre Müslüman Türklerle yerli Hristiyan Rumlar bir arada yaşamıştır.19. yüzyılın sonlarına kadar Göltepe ve çevresinde tarımsal iş gücü ihtiyacı ve ticari hareketlilik nedeniyle köyler arası iç nüfus geçişi yaşanmış.
1923 mübadelesinde ise Yunanistanın Drama, Kavla, Selanik, Sarışaban,Karacaova dan gelen Müslüman Türk mübadiller , Bafra ve köylerine yerleştirilirken, mübadillerin tütün tarımında iyi olması nedeniyle Göltepe ve Bafra ovasında tütün tarımı altın çağını yaşamış.
20. Yüzyıl ortasında da iç göçlerde özellikle Doğu Karadeniz’den,(Trabzon, Rize, Ordu ) büyük göç almış. Göltepeyede arazi satın alıp yerleşen çok sayıda Karadeniz kökenli aile vardır.
Göltepe köyü bugün zembili ile ön plana çıkmıştır, çünkü Bafra zembili geleneksel sanatlarda tescil almıştır.
Aslında Zembil tüm dünya kültürlerinde vardır, sulak alanda sazlıklardan faydalanılarak üretilen çok eski bir insanlık mirasıdır.
Fakat Bafra Zembili olarak bilinen ve Coğrafi İşaret Tescili alan bu özel sanatın özelliği örme biçiminin farklı olması, bu özel sanatın doğuş noktası ve merkezi kesinlikle Göltepe (Bedeş) köyüdür.
Bafra zembili 1990 lı yıllarda unutulmak üzereyken, bu sanatı çocukluğundan beri bilen ve Rum asıllı yengesinden öğrendiğini söyleyen, Göltepe köyünde yaşayıp vefat eden Kaptan Çakır ve eşi Canan Çakır (mekanları cennet olsun her ikisininde) Zembili Halk Eğitimle buluşturarak yeniden hayat bulmasını sağlamıştır. Göltepe köyünün adını tarihe Zembili ile yazdırmıştır.
200 yıl öncesine gidildiğinde Bafra ve ova köylerinde çok yoğun Rum nüfusu vardı, bu sanatta Göltepe (Bedeş) köyündeki Rum ve Türk komşuların ortak bir üretimiydi. 1800 lerde Bedeş ve Gökçeağaç çevresinde, tarımla uğraşan yerli Türkmenler ve Hristiyan Rum Tebaa köy hayatında yan yana yaşayan komşulardı. Zembil o dönemde bir süs eşyası değil; tarladan mısır taşımak, pazara gitmek ve ekmek saklamak için kullanılan zorunlu bir pazar çantasıydı, dolayısıyla her iki toplumda ihtiyaçları için bu malzemeyi üretiyordu. Zembilin ham maddesi olan mısır yaprağı ve kındıra otu da din yada etnik köken fark etmeksizin ova topraklarında tarım yapan herkesin elinin altındaydı. Mübadele zamanında gelen mübadiller zaten kendi memleketlerinde de benzer hasır dokuma işlerini biliyorlardı. Bedeşe geldiklerinde köyde kalan yerli Türkmenlerden kındıra sazı ve mısır yeleği ile örülen Bafra’ya özgü tekniği hızla öğrenip devam ettirdiler.
Yaklaşık 200 yıl önce Bedeş köyünde bu zembilleri ilk şekillendiren eller arasında kesinlikle Rum vatandaşlarıda vardı. Bafra Zembili, aynı ovayı, aynı bataklığı, ve aynı mısır tarlalarını paylaşan Rum ve Türk kültürünün ortaklaşa ürettiği bir ova mirasıdır.
Eski büyüklerden gelen anlatılarda, mısır hasadı geldiği zaman imece yapılırken Türk ve Rum kadınları tarlalarda yanyana çalışır, birbirlerine gülüm yada abla diye hitap ederlermiş.Rum kadınların, mısır yapraklarından Zembil(hasır çanta) örerken, Türk komşularına has dikiş teknikleri gösterdiği, Türk kadınlarının ise onlara kındıra otunun daha esnek yapma sırlarını öğretirlermiş. Bu ortak üretim o kadar doğal ve kendine özgüymüş ki, kimin hangi zembili ördüğü, ancak üzerindeki motiflerden anlaşılırmış, komşuluklar böyleymiş.
Artık Göltepe köyü Zembiliyle Coğrafi işaret tescilli almış ve tarihe geçmiş bir köy.
Saygı ve sevgiyle kalın