Depoda Yükselen Ezgiler ve Geleceğe Düşen Notlar
Hayat bazen en güzel sürprizlerini en beklenmedik yerlerde karşımıza çıkarır. Bir konser salonunda, görkemli sahnelerde ya da ışıklar altında değil… Bir deponun içinde, samimiyetin ve dostluğun ortasında yükselen ezgilerde saklıdır gerçek müzik.

VURAL YEŞİLYURT
trtbafra@gmail.com - 05363267627Hayat bazen en güzel sürprizlerini en beklenmedik yerlerde karşımıza çıkarır. Bir konser salonunda, görkemli sahnelerde ya da ışıklar altında değil… Bir deponun içinde, samimiyetin ve dostluğun ortasında yükselen ezgilerde saklıdır gerçek müzik.
Bafra’da yaşanan bu küçük ama anlamı büyük buluşma, aslında hepimize unutmaya yüz tuttuğumuz bir gerçeği yeniden hatırlattı: Müzik bir mekâna değil, bir ruha aittir.
Ziraat mühendisi Emre Biloğlu ile öğretmen ve koro şefi Serhat Yılmaz’ın bir depoda buluşup müzik yapması, sadece iki dostun stres atma çabası değildir. Bu, hayatın yoğunluğu içinde insanın kendine açtığı bir nefes alanıdır. Belki de en önemlisi; üretmenin, paylaşmanın ve hissetmenin en sade halidir.
O gün orada çalınan her nota, aslında bir şey anlatıyordu. Hele ki Mağusa Limanı… O türkü, sadece bir ezgi değil; bir hatıra, bir duygu, bir iç döküş oldu. Serhat Yılmaz’ın yüreğinden süzülen yorumuyla, dinleyen herkesin kalbine dokundu.
Ama bu buluşmayı asıl değerli kılan sadece müzik değildi. Verilen mesajdı.
“Çocuklarınızı müziğe yönlendirin… Onları tiyatroya, spora teşvik edin…”
İşte bu cümleler, belki de bu buluşmanın en önemli notasıydı.
Bugün çocuklarımızı sadece akademik başarıya odaklayan bir anlayışın içindeyiz. Oysa hayat; sadece sınavlardan, notlardan ve diplomalardan ibaret değil. Hayat; paylaşmayı bilmek, birlikte üretmek, empati kurmak ve duygularını ifade edebilmekten geçiyor.
,
Bir çocuk eline bir enstrüman aldığında sadece nota öğrenmez… Sabretmeyi öğrenir.
Bir sahneye çıktığında sadece rol yapmaz… Kendini ifade etmeyi öğrenir.
Bir takım sporuna katıldığında sadece oyun oynamaz… Paylaşmayı ve birlikte kazanmayı öğrenir.
İşte bu yüzden ailelere düşen görev çok büyük.
Çocuklarımızı sadece “başarılı” bireyler olarak değil, iyi insan olarak yetiştirmek zorundayız. Bunun yolu da sanatla, sporla ve sosyal hayatla iç içe büyümelerinden geçiyor.
Bafra’da bir depodan yükselen o mütevazı ezgiler, belki de bize şunu fısıldıyor:
“Hayatı sadece yaşama… Hisset.”
Ve belki de en önemlisi…
Çocuklarımıza sadece bir gelecek bırakmayalım, onlara duygu dolu bir hayat armağan edelim.