Gözyaşının Mürekkebi
Basından ekmek yiyen insanlar bilir... Her haber fotoğrafta göründüğü kadar basit değildir. Her satırın arkasında bir insan hikâyesi, her görüntünün arkasında yaşanmış bir hayat vardır.

VURAL YEŞİLYURT
trtbafra@gmail.com - 05363267627Dışarıdan bakıldığında gazetecilik soru sormaktan, not almaktan, fotoğraf çekmekten ibaret sanılır. Oysa işin gerçeği çok farklıdır.
Bazen bir çiftçinin kuraklığa karşı verdiği mücadeleyi dinlersiniz. Toprağa düşen yağmurun sevincini anlatırken gözlerinin içi parlar. Siz de farkında olmadan onun umuduna ortak olursunuz.
Bazen yıllarını aynı iş yerinde geçirmiş bir ustayla konuşursunuz. Kırk yıl önceki ilk gününü anlatırken sesi titrer. O an sadece bir röportaj yapmazsınız; bir ömrün tanıklığını dinlersiniz.
Bazen bir gurbetçinin memleket hasretini dinlersiniz. Binlerce kilometre öteden köyünün adını söylerken gözleri dolar. Siz de içinizde bir yerlerde aynı özlemi hissedersiniz.
İşte o anlarda gazeteci olmaktan çıkarsınız.
Hikâyenin bir parçası oluverirsiniz.

Çünkü gerçek gazetecilik sadece görmek değildir; hissedebilmektir.
Bir insanın sevincini hissedemeyen onun mutluluğunu yazamaz.
Bir insanın hüznünü hissedemeyen onun acısını anlatamaz.
Bir insanın emeğine saygı duymayan onun hikâyesini okuyucuya taşıyamaz.
Bu yüzden bazen haber yazarken gözler dolar.
Bazen bir fotoğraf karesine bakarken boğaz düğümlenir.
Bazen bilgisayar ekranına düşen birkaç kelime, yılların yükünü omuzlara bırakır.
Bunlar zayıflık değildir.
Tam tersine, mesleğin insana bıraktığı en kıymetli izlerdir.
Çünkü kaleme ruh veren şey bilgi değildir.
Duygudur.

Okuyucunun yüreğine ulaşan da kusursuz cümleler değil, satırların arasına sinmiş samimiyettir.
Yıllar geçtikçe insan daha çok şey görür.
Daha çok hayat hikâyesine tanıklık eder.
Belki saçlara ak düşer, belki adımlar biraz yavaşlar.
Ama yürek hâlâ bir insan hikâyesi karşısında sızlıyorsa, gözler hâlâ bir emek öyküsünde nemleniyorsa bilinmelidir ki o meslek sevgisi hâlâ yaşamaya devam ediyor demektir.
Çünkü bazı insanların mürekkebi sadece kalemden akmaz.
Bazen gözyaşı da mürekkebe karışır.
Ve en güzel hikâyeler işte o zaman yazılır.
