BU DÜNYA HEPİMİZE YETER!.
Vural Yeşilyurt’un Kaleminden Havaların soğumasıyla birlikte sokakta yaşayan vatandaşlarımız ve sokak hayvanları için zorlu günler başlıyor. Bir kap sıcak yemek, korunaklı bir köşe, bir battaniye ya da açılan bir kapı bazen bir canın hayatını değiştirebi

VURAL YEŞİLYURT
trtbafra@gmail.com - 05363267627Kış mevsimi yaklaşıyor, geceler uzuyor, havalar her geçen gün biraz daha soğuyor.
Bizler sıcak evlerimizde çayımızı yudumlarken dışarıda soğukla mücadele eden insanları ve yaşamını sokaklarda sürdüren sessiz dostlarımızı da unutmamalıyız.
Çünkü bu dünya yalnızca bizim değil…

Kur’an-ı Kerim’de En‘âm suresinin 38. ayetinde şöyle buyrulur:
“Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi topluluklardır.”
(En‘âm, 6/38; Diyanet Kur’an Yolu meali, ayetten bir bölüm.)
Bu ayetin ışığında düşünürsek, sokakta karşılaştığımız her canın da bu dünyada bir yeri olduğunu daha iyi anlarız. Onlar da acıkır, susar, üşür ve korkar. Dertlerini bizim kelimelerimizle anlatamamaları, çektikleri sıkıntıyı azaltmaz.
Rabbimizin yarattığı canlılara şefkat göstermek, merhametimizi günlük hayatımıza taşımaktır. Bazen bir kap suyla, bazen bir avuç mamayla, bazen de soğuktan korunabilecekleri güvenli bir yerle…
Sokakta kalmak zorunda olan bir insanın da, yağmurdan korunacak bir yer arayan bir kedinin de, soğuk kaldırımda kıvrılarak uyumaya çalışan bir köpeğin de bu dünyada yaşamaya hakkı var.
Belki hepimizin evsiz bir vatandaşımıza kalacak yer sağlama imkânı olmayabilir. Belki her sokak hayvanını evimize alamayız. Ancak herkes gücü ölçüsünde bir şey yapabilir.
Kapımızın önüne koyacağımız bir kap mama ve temiz su, rüzgâr almayan küçük bir barınak ya da ihtiyaç sahibine ulaştıracağımız bir battaniye veya mont bile büyük bir iyiliğe dönüşebilir.
Sokakta kalan bir vatandaşımızı gördüğümüzde ilgili kurumlara haber vermek, sıcak bir çorba ikram etmek veya barınabileceği bir yere ulaşmasına yardımcı olmak da insanlık görevimizdir.
Sokak hayvanları konusunda da imkânı ve bakım sorumluluğunu üstlenebilecek olanların sahiplenmesi, sahiplenemeyenlerin ise güvenli ve uygun yerlerde soğuktan korunmalarına yardımcı olması büyük önem taşıyor.
Merhamet, yalnızca içimizde hissettiğimiz bir duygu olarak kalmamalı. Elimize, davranışımıza, paylaşmamıza yansımalı. Üşüyen bir insanı ya da titreyen bir hayvanı gördüğümüzde atacağımız küçük bir adım, onun için büyük bir umut olabilir.
Unutmayalım; iyilik her zaman büyük şeyler yapmak değildir.
Bazen bir kapıyı açmaktır.
Bazen bir tas mama bırakmaktır.
Bazen üşüyen bir insanın omzuna bir mont koymaktır.
Bazen de sadece görmezden gelmemektir.
Bu dünya hepimize yeter.
Yeter ki paylaşmayı bilelim.
Yeter ki bir canın üşümesine gönlümüz razı olmasın.
Çünkü hayat, gerçekten paylaştıkça güzelleşir.



